24 Mart 2014 Pazartesi

+ KORKULARIMIZ VE ONLARDAN KURTULMA YOLU

                                                                                        

                                                                                     Korkularımız ve onlardan kurtulma yolu



Korkularımız birçok olumsuzlukların ve belaların nedenidirler. Hayatımızda değişikler yapmak istediğimizde onlardan başlamalıyız. Yani korku ve endişelerimizden kurtulmalıyız.
Siz bunu biliyorsunuz, defalarca okumuşsunuz, fakat gerçekte bunu yapmaya yaklaşmamışsınız. Korku bizim bilincimizin negatif düşüncelerden kaynaklanan derin alışkanlığıdır ve ondan kurtulmak gayret ve ciddi içsel çalışmalar ister. İradenizin gücüyle, inadınızla ve isteğinizle korkularınızdan kurtula bilirsiniz.
Güçlü istek mıknatıs gibi çalışır. Güçlü istek bize istediğimizi elde etmemiz için gereken şeyleri çeker: insanları, eşyaları, durumları. Ayni şekilde korku hissettiğimizde biz korktuğumuz şeyleri bize çeken güçleri harekete geçiriyoruz. Siz dikkat etseniz görürsünüz: birisi bir şeyden korktuğunda sanki o şeyi bekliyor gibidir. Düşünce çekim yasasına göre istenilen şeyi ve ya istenilmeyeni ayni şekilde bize çekiyor. Burada ayni prensip çalışmaktadır.
Karanlık odanı aydınlatmak için biz perdeleri çekip içeriye ışığın girmesine izin veririz. Korku alışkanlığımızdan kurtulmak için Cesareti davet etmeliyiz.
Korkularımıza savaş ilan etmek, onları yok etmeye çalışmak boş uğraştan başka şey değildir.
Bir kere bu kuralı unutmamak lazım: savaştığımız neyse, ona odaklandığımızda biz onu güçlendiriyoruz. Peki, ne yapmalı?  Cesaretli ve kararlı düşüncelere sahip olmaya odaklanıp  yeni alışkanlık edinmelisiniz. Ben Cesaretliyim, Kararlıyım sözlerini kendinize devamlı söylemelisiniz. Güne başladığınızda kendiniz için Cesareti, Kararlığı imgeleyin. Cesurca düşünün, konuşun ve hareket edin. Cesaret imgesini hep aklınızda tutun, ona odaklanın ve bir zaman sonra ona yaklaştığınızı göreceksiniz. Cesaret sözünün bilincinizde yerleşmesine izin verin, o kuvvet kazanana kadar ona odaklanın. Kendinizi cesur ve kararlı kişi olarak hayal edin, zor durumlarda nasıl davranacağınızı düşünün. Bilin ki, korku ve endişenin kimseye faydası yoktur. Korku sizi hareketsiz hale getirir, Cesaret ise harekete iter.
“Ne kadar şanslıdır” –deriz başarılı birisine. Fakat burada şansla ilgili hiçbir şey yoktur. Bence şans denilen şey hayalimizin ürünüdür. Bütün mesele düşüncenin frekansındadır, akışındadır. Ben bunu yaparım! Ben Başarırım! –düşüncesi mıknatıs gibi istediklerimizi çeker. Ben yapamam! Korkuyorum- sözleri ise olumsuzlukların yolunu açar.
Bunların boş söz olmadığını görmek için etrafınıza dikkat edin. Hiç başarılı birisinde “ben yapamam, korkuyorum” gibi düşünce haline rastladınız mı? "Başaracağım" sözü bizim yeteneklerimizi ortaya çıkarır, dışarıdan bize yardımcı güçleri çeker. Korkularımız ise yeteneklerimizi bastırır ve negatif olayları yaratır.
Boşuna düşüncelerinizi harcamayın, onları kendi hayrınıza kullanın. Artık pişmanlığı, olumsuzluğu, negatifliği, dengesizliği kendinize çekmeyi bırakın. Hayatta genel çizginiz “Başaracağım” olsun! “Ben yaparım” titreşiminde hayaller kurun, konuşun, hareket edin! Ben yaparım, ben başarılıyım- bilincinin boyutunda yaşadığınızda göreceksiniz ki hayatınızda yeni titreşimler yeni olayları, durumları çekiyorlar. Bakış açınızın değiştiğini, kendinize, özünüze daha çok yaklaştığınızı göreceksiniz. Artık kendinizi daha iyi hissedeceksiniz, her şeyi daha iyi anlayacaksınız.
Korku-endişenin, nefretin, acının, öfkenin, başarısızlığın kaynağıdır. Korkudan kurtulduğunuzda aslinde bütün negatif yönlerinizden kurtulmuş olursunuz.
Özgür olmanın tek yolu korkunun kökünü kazımaktır. Düşünce gücünü kullanmak isteyen birey ilk önce korkudan kurtulmalıdır. Korku sizi yönelttiğinde siz düşünce aleminde başarılı olamazsınız. Bundan dolayı bu engeli kaldırmanız lazım. Sonuçta bu sizin elinizdedir ve samimi olduğunuzda bunu yapa bilirsiniz. Korku ve endişenin alt titreşimlerinden kurtulduğunuzda daha mutlu, özgür, güçlü ve pozitif kişilik olarak ortaya çıkarsınız.
Hemen şimdi korkunun gitmesine ve tamamen size teslim olmasına karar verin. Onunla pazarlığa girmeyin. Korkunuzu beslemeyin, onu dondurun: o Cesaretin hakimiyet kurduğu yerde barınamaz. Korku “ben yapamam,ama, belki, korkarım..”sözleriyle etrafınızda dolaştığında siz Düşünce gücünü kullanmakta zorluk çekersiniz.

Size önerim: yapmaya korktuğunuz birkaç şeyi yapın! Göreceksiniz ki, Cesaret ve Kararlılık yolunuzdaki engelleri kolaylıkla kaldırıyor. Cesarete odaklanıp onu kişiliğinizin merkezine yerleştirdiğinizde hayatınızdaki değişimlere şaşıracaksınız. Korkudan kurtulmanın en güzel yolu onu unutmaktır. Onu unutun ve yeni Cesareti onaylayın. Düşüncelerinize yeni yön verin. O zaman sizi geriye ve aşağıya çeken eski negatif düşünceleri kökünden kazımış olursunuz. 

20 Mart 2014 Perşembe

+ YÜKSEK BENLİĞİNİZ









                                                                                                         
                   Yüksek Benliğiniz.


İnsanoğlu bilincini geliştirip onu kendi istekleri için kullana bilir. Zaten biz bunu her saat, her dakika bilinçli ve ya bilinçsiz yapıyoruz. Çoğumuz bunu bilinçsizce yapıyoruz, fakat bazı bireyler işin özünü kavramışlar ve sorumluluğu üzerilerine alarak kendi gerçekliklerinin yaratıcısı olmuşlar. Tabi bunlar hayatta büyük başarılara imza atan bireylerdir. Artık kimse onlara etki yapamaz, onlar kendi hayatlarının patronlarıdırlar. Onlar kendilerini kazandılar ve düşüncelerini kontrol altına ala bildiler. Bizim irade adlandırdığımız şey yüksek “Benliğimizin” kullandığı enstrümandır. Fakat bu insan iradesinin dışında yüksek ve tek İrade vardır ki, ona Mutlak İrade diye biliriz. Bizim her aldığımız soluğun arkasında bu Mutlak İradenin var olmasına rağmen, biz onu hissetmekte ve kavramakta zorluk çekeriz. Oysa insan iradesini kullandığında o Tek iradeye bağlanıyor ve ondan güç alıyor. Bilmemiz gereken o ki, Mutlak İradeye bağlanmak Yüksek benliğimize ulaşmaktan geçer. Bu çok önemli noktadır. Bakın, derin metafizik araştırmalara ve yolculuğa girmeden size basit ve kısa bir yol sunuyorum. Bu basit yolu anlasanız ve kullana bilseniz başarının sırrını çözmüş olacaksınız.
İnsan karanlık taraflarını dengeleyip yüksek benliğini kabul ettiğinde Mutlak İradeye yaklaşma fırsatı buluyor ve onun gücünü kullanıyor. İnsan kendi yüksek “Benliğini” kabul ettiği an kendini buluyor ve kendi iradesi ve Mutlak İrade arasında bağ kuruyor.
 Fakat bu Gücü kullanması için kişinin kendi alt ”titreşimlerini”, negatif yönlerini dizginlemesi lazım. Düşünsenize, kendi hayvani isteklerinin, duygularının kölesi olan birisi nasıl İradenin verdiği güzellikleri hak ede bilir?  Ben burada kendini kontrol etmekten, kişiliğimizin her yönünü Yüksek benliğimize teslim olmaktan söz ediyorum. Kişiliğimizin negatif yönleri, yani bizim gölge taraflarımız ayrı bir konudur. Fakat burada hatırlamamız lazım ki, biz bir şeye savaş açtığımızda onu güçlendiriyoruz ve kendimizle savaşta aciziz. Bizim yapa bileceğimiz tek şey karanlık yönlerimizi kabul edip onları kontrol altında tutmak, dengelemektir.
Yüksek “Benliğimiz” bizim tek gerçek benliğimizdir. Biz tüm yönlerimizle onun doğrultusunda hareket etmeliyiz. Bizim zaaflarımız bizi yönelttiğinde biz onların kölesi oluyoruz, biz onları yöneltmeliyiz- onları bizi değil.
 Şimdi kendi varlığınızı bir kraliyet gibi hayal edin. Burada İradeniz kenara itilmiş ve sizin karanlık yanlarınız tahtı ele geçirmişler: Tembelliğiniz, Korkunuz, Cimriliğiniz, Oburluğunuz, Tutkularınız, Nefretiniz, Hayvani duygularınız. Şimdi bu kraliyette denge ve düzeni kurmanız lazım. Siz iradenizin gücüyle burada kendi yüksek benliğinizi tahta geçire bilirsiniz. Siz ülkede isyanı yatıştırıp denetimi Yüksek benliğinize teslim ede bilirsiniz. Bunun için “Ben varım” emrini uygulamak size yeter. Gün içinde bu olumlamayı tekrar edin: “ Ben gerçek yüksek “Benliğimin” gücünü kabul ediyorum”. Gün içinde kendinize bu cümleyi her saat başında tekrarlayın. Karar verme durumlarında da içinizden bu olumlamayı söyleyin. Uyumadan önce de birkaç defa içinizden tekrarlayın. Kendi yüksek benliğinizin imgesini kurun ve canlandırın, onun başka yönlerinizin üzerinde kurduğu iktidarı hissedin- kralı tahtta görün! Bir süre sonra göreceksiniz ki,  olumlu düşünmeye başlamışsınız ve önce size zor gelen şeyler kolay gözüküyor. Kendinizi daha dengeli ve sakin hissedeceksiniz, siz artık köle değil-siz patronsunuz.

Karanlık yönleriniz sizi etkilemeye başladığında hemen yüksek benliğinize odaklanın ve ondan güç alın. Korku hissettiğinizde yüksek benliğinizin hiçbir şeyden korkmadığını hatırlayın ve cesur olmayı seçin. Her yerde ve her zaman yüksek benliğinizi var edin, gölge yanlarınızın sizi rahatsız etmeye izin vermeyin. Siz zaten uzun zamandır onların kölesi oldunuz, artık özgür olma zamanı gelmiştir. Size sunulmuş sade olumlamayı bile istikrarlı şekilde uygulayıp hep yüksek benliğinize hitap etseniz altı ay sonra başka insan olacaksınız ve geriye dönüp kendinizde baktığınızda sadece gülümseyeceksiniz.

17 Mart 2014 Pazartesi

+ TELEPATİ

                                                                                



           TELEPATİ

                                                                                                          


Her düşünce dalgalar ve ya titreşimler şeklinde etraf alana yayılıyor. Bu titreşimler başkalarının üzerinde az ve ya çok etki yaratıyor. Düşünce dalgalarını bilinçli şekilde bir objeye ve ya kişiye yönelte biliriz. Bu işleme genelde telepati deniliyor. Ruhsal gelişimde ilerlemiş kişiler telepati yeteneklerini geliştirip başkalarına mucize gözüken şeyleri gerçekletire biliyorlar. Biz burada günlük hayatımızda bize yardımcı ola bilecek basit teknikleri araştıralım. Siz bir konuşma sırasında karşınızdaki insanın ne düşündüğünü hissediyor musunuz?  Bir şekilde hissettiğinizden ve hatta bildiğinizden eminim. Sadece bunu ciddiye almıyorsunuz ve ya farkında değilsiniz. Ben konuştuğum insanın düşüncelerini dalga dalga hissediyorum, söylediğim şeye içindeki tepkiyi biliyorum, yüzüme başka şey söylese bile. Dikkat etseniz siz de bunu hissettiğinizi göreceksiniz.
Biz düşünce dalgalarını, titreşimlerini üretiyoruz, yayıyoruz ve ayni zamanda onları kabul ediyoruz. İşte telepati de bu titreşimlerin hareketine dayalıdır. Siz bu mekanizmanın nasıl çalıştığını bildiğinizde (tabi burada bilimsel araştırmalardan söz etmiyorum) onu kullana bilirsiniz. Kullanmak belki de doğru kelime değildir, geliştire bilirsiniz-daha doğrudur, çünkü zaten siz bu işlevi hayatınız boyunca yapıyorsunuz.
Şimdi bizden uzak mesafede olan kişiye telepati yoluyla etkilemeyi öğrenelim. Bu telepatinin ilk basamağıdır ve uygulaması da kolaydır.
Diyelim ki siz uzakta birisinin sizi düşünmesini, hatırlamasını istiyorsunuz. Tabi düşüncelerin dalga şeklinde yayınlandığı bildiğinizden onu düşünmeye başlarsınız. Fakat bu düşüncelerin titreşimleri her kesi yayılır ve siz istediğiniz kişiye de az miktarda etki yapar. Onun daha güçlü etki alması için sizin ona odaklanmanız ve konsantre olmanız gerekir. Siz “yayın makinesini” bilinçli şekilde çalıştırıp düşüncelerinizi ona yöneltseniz daha iyi sonuç alırsınız.
Konsantre olma yeteneğiniz burada çok önemlidir. Size daha önceki makalemde sunduğum egzersizler odaklanma yetinizi artırır.
Mesela, bu günlerde sizin bir iş görüşmeniz vardır, siz birisine yeni projenizi anlatacaksınız ve onun ilgisini kazanmak istiyorsunuz. Tabi görüşmeden önce bu kişiyle ilişki kurmak ve onun ilgisini çekmek sizin lehinize olur. Bu durumda onunla telepati isteğiyle düşüncelerinizi paylaşa bilirsiniz. Bunun için sakin bir yere çekilip uzanmanız ve ya rahat koltukta oturmanız lazım. Zihninizi susturup bedeninizi gevşetin. Sonra etkilemek istediğiniz kişiyi düşünmeye başlayın. Burada çok sakin ve rahat olmanız şarttır. Konsantre olmak, odaklanmak yüzünüzü buruşturmak ve ya yumruklarınızı sıkmak anlamına gelmiyor. Yakın zamanda görüşme yapacağınız kişinin yüzünü hayal edin. Eğer onu hiç görmediyseniz ve yüzünü bilmiyorsunuz, o zaman belirsiz bir figürü imajine edin. Siz onu düşündükçe bu belirsiz figür daha belirli ve aydın hala gelecektir. Hayal ettiğiniz yüz daha gerçekçi hale gelmesi o demektir ki, siz onunla artık düşünce bağı kurmuşsunuz. Böyle durum oluştuğunda siz ona istediğiniz şeyi telkin ede bilirsiniz ve onun sizin isteğinizi yerine getirdiğini de hayal ede bilirsiniz. Siz böylece belli düşünce dalgalarını yayınlıyorsunuz, fakat siz bu kişiyle ilişki kurduğunuzdan bu dalgalar onu daha çok etkileyecektir. Sizin bu yönde başarınız yaptığınız pratiğe başlıdır.
Peki siz kendinizi başkalarının etkisinden nasıl korursunuz?  Dış etkeni hissettiğinizde “ben varım” sözlerini söyleyin ve kendi merkezinizde olmaya çalışın. Bu sözler size psişik güç verecektir ve siz düşünce dalgalarına tepkisiz olacaksınız. “Ben varım” sözleriyle siz kendi yüksek “benliğinizi” çağrıştırıp onunla birleşmelisiniz. Bunu tam yapmakta zorluk çekseniz bile, onu sadece anımsamak, farkında olmak ve bu sözleri söylemek size yardımcı olur.


16 Mart 2014 Pazar

+ İRADENİN GÜCÜ

                                                                                 





                                                                                                       
                   İradenin gücü


Biz düşüncenin çekim gücüne sahip olduğunu biliyoruz. Düşüncenin çekim gücü bizim isteğimizin dışında, irademizin dışında çalışır, fakat düşüncenin bu özelliğinin farkında olduğumuzda onu kullana biliriz. Ama bizim bilinçli şekilde kullandığımız başka bir gücümüz de vardır- irademiz. İrade bilinçli şekilde bir objeye odaklanmış düşünce gücüdür diye biliriz. Biz irademizle düşünce dalgalarını bir objeye yönelte biliriz.
Doğanın olağanüstü gücü olan iradeyi her kes az ya çok kullanıyor. Çoğu kişi iradenin kaynağını ve gelişimini anlamasa da onun gücünü hisseder ve kullanır.
Pratik yaparak biz irademizi güçlendire biliriz. Fakat önce onun nereden geldiğini, kaynağını anlamamız lazım. İrademizi anlamak için, onu güçlendirip bilinçli kullanmak için biz gerçek “beni” bulmalıyız ve bilmeliyiz.
Materyalist bakış açısına sahip kişilerin dışında insanlar bizim bir tek fiziksel bedenden ibaret olmadığımızı bilir. “Ben” dediğimizde biz fiziksel bedenimizin, zihnimizin, düşüncelerimizin dışında bir varlık olduğumuzu bilmeliyiz. Bu bizim “yüksek benliğimizdir”. Çok az insan yüksek benliğini tanır ve onun doğrultusunda yaşar- bu gerçekten derin ruhsal değişim ve gelişim ister. Fakat her fert “yüksek benliğini” hissede bilir, onu algıladığı anları yaşar. Meditasyon halinde, hayallere daldığımızda, içimizdeki varlığa doğru yolculuk ettiğimizde “ben varım” dediğimizde yüksek benliğimizi hissederiz.
Şimdi bu satırları okumayı bırakın, bedeninizi gevşetin ve sizin bedeninizin ve aklınızın üzerinde var olan “beni” hissetmeye çalışın. Zihninizi susturup bedeninizi gevşete bildiyseniz, gerçek “benin” esintisini algılarsınız. Hiçbir şey gerçek “bene” zarar veremez, onu yok edemez. Beden ve zihin yok ola bilirler, fakat  “ben” her zaman vardır ve var olacaktır. Zihnini yüksek benliğinin yönetiminde tuta bilen insan artık başka boyutta yaşıyor, o “ benin” sonsuz gücünü kullana biliyor. Siz “ben varım” diyen yüksek parçanızla temas kura bilseniz, yüksek benliğinizi hissetseniz hayatın sırrını bulmuş olursunuz.
Söz ettiğimiz “irade”  “ben” varımın tezahürüdür. Biz irademizle düşüncelerimizi yönetiyoruz ve başka insanları etkiliyoruz. Düşünce dalgalarıyla başkasını etkilemek için irademizi, daha basit söylesek isteğimizi kullanmalıyız. Biz yüksek benliğimize yaklaştıkça irademiz de güçlenir ve etki alanımızda fiziksel dünyada genişliyor.
İrademiz bizim isteklerimizde tezahür eder, bundan dolayı iradenin gücü dediğimizde isteğin gücünü kast ederiz. Diye biliriz ki, insanların başkalarını etkileme gücü onun isteğine bağlıdır. İnsanlığın önderleri bu gücü hep kullanmışlar, belki de hiç farkında olmadan. Tabi onlar karizmalarının bir sırrı olduğunu biliyorlardı, fakat bu gücün kaynağından haberleri yoktu. Napolyon irade gücünü kullanan ender insanlardan biridir. Onun iradesine milyonlarca insan teslim oldu ve o isteğinin gücüyle mucizeler yarattı. Onun bazı sözlerinden anlaşılıyor ki, bir gülce uyum içinde olduğunun o bir süre farkındaydı.
Fakat daha sonra o bu gücü istismar etmeye başladı, onu doğru kullanmayınca güç onu terk etti. Siz belki de her zaman şanslı olan kişilere rastlamışsınız. Onların kendi benliğiyle uyum içinde olduklarını, kendilerine güvendiklerini görmüşsünüz. Onlar kendi “yıldızlarına” inanırlar. Burada onların yüksek benliği tezahür eder. Onlar hakikatin bir zerresini benimsemişler- yüksek benliğinin gücünü kullanıyorlar. Genelde insanları bu gücü kullanmaya iten şey  şöhret ve zenginlik dürtüsüdür. Bazıları ise  “ben varım” hakikatini benimsemişler, fakat bunu mal devlet, şöhret için kullanmaktan çok uzaklar. Onların gücü var, fakat istekleri yoktur. Onlar bu gücü daha yüksek amaçlar için kullanmayı seçerler. Ben şimdi burada doğru ve yanlış yoldan konuşmuyorum. Doğru ve yanlış burada yoktur, her kesin kendi doğasına, planına göre yolu vardır.
İstek irademizle düşüncelerimizi bir objeye yöneltmek demektir. İsteğin, irademizin gücü bizim kendi benliğimizi bilmemize bağlıdır. Kendi benliğimizin gücünü bildiğimiz kadar isteğimizin gücü gelişir. Benliğinizin farkında olduğunuz kadar gücünüz olur. Burada benliğinize ulaşma yollarını size sunmaktan acizim. Her kesin yolu farklıdır. Siz bunu daha çok sezgilerinizle anlaya bilirsiniz, aklınızla değil. Doğru yolda olduğunuzu hissedeceksiniz, kuşkunuz olmayacaktır. Bilinciniz genişledikçe gücünüz de artacaktır. Siz kendinizi bedeninizin ve zihninizin dışında yüksek varlık olduğunuzu hissettiğinizde zihninizin sadece sizin kişiliğinizi tezahür etmesi için bir vasıta olduğunu göreceksiniz. Zihin o kadar da mükemmel değildir ve gerçek benliğinizi ifade etmekten acizdir. Siz hep “ben varım” deyip düşündüğünüzde zaman içinde zihniniz de genişleyecektir ve sizin gelecek planınıza uyum sağlayacaktır.
İradenizin gücünü artırmak istediğinizde tabi pratikte bazı şeyleri denemek isteyeceksiniz. Bunun için basit egzersizler mevcuttur. Mesela, sokakta yürürken birkaç metre uzaklıkta sizin önünüzde yürüyen insanın ensesine bakın. Onun ensesine odaklanıp, dikkatle bakarak içinizden onun dönüp size bakmasını isteyin. Ona komut verin.
Birkaç gün bu egzersizi yaptıktan sonra siz başarılar elde etmeye başlayacaksınız.
Başka egzersiz. Sinemada, tiyatroda, konserde önünüzde oturmuş kişinin ensesine bakın ve size bakmasını isteğin. Bu tür egzersizleri farklı şekillerde yapa bilirsiniz. Pencereden sokakta yürüyene kafasını kaldırıp size bakması için komut vere birsiniz. Burada 10 kişiden 7 si inanın size bakacaktır.
Sol ve ya sağ kaldırımda yürüyen birisine de komut vere bilirsiniz. Bunun için ona bakmayın, önünüze bakın, fakat onu dikkat alanınızda tutun ve içinizden ona komut verin. Bir zaman sonra o dönüp sizin tarafa nazar atacaktır.

Bu tür egzersizleri yaparken bunları eğlence için değil, irade gücünüzü geliştirmek için yaptığınızı da unutmamanız lazım. 

15 Mart 2014 Cumartesi

+ MANYETİK BAKIŞ

                                                                   
                                                               
                                                                         Manyetik bakış

   Manyetik bakış derken biz etkili, cazibeli bakışı kast ediyoruz. Bu bakışları siz gerekli egzersizleri yaparak elde ede bilirsiniz. Egzersizler göz kaslarını ve sinirlerini geliştirip güçlendirecektir. Disiplinli şekilde egzersizleri uygulasanız bir süre sonra çevrenizde çok az kişi sizinle göz göze gele bilecektir. Sizin bakışlarınızın etkisinde insanlar telaş ve endişeye kapılacaklar. Mükemmel manyetik bakış elde ettiğinizde siz onu hiçbir şeye değişmeyeceksiniz, bu bakış sizin en büyük silahınız olacaktır. Fakat egzersizleri yaptığınızda bir tek çalışmalarla yetinmeyin, pratik uygulamalar da yapın.  Çevrenizdeki insanlarla bakışlarınızdaki değişimleri deneyin ve sonuçları kendiniz için kayıt edin.
Bu egzersizleri sizin için iyi kaynaklardan derleyip topladık:
  1. Bir beyaz kağıdın ortasında daire( 5sm yarıçapında) çizin ve sonra onu karalayın. Kağıdı gözlerinizin hizasında (otururken) duvara asın karşısında bir iki metre uzaklığında oturun. Bir dakika içinde gözlerinizi kırpmadan dikkatle siyah noktaya bakın. Sonra ara verip bunu tekrarlayın. Toplam 5 defa yapın.
Sonra kağıdın yerini duvarda değiştirin, onu sağ tarafa (50sm) çekin. Aynı sandalyede oturup önce karşınızdaki duvara, bir süre sonra kafanızı çevirmeden sağa çektiğiniz kağıda, oradaki siyah noktaya bakın. Bunu bir dakika gözünüzü kıpmadan sürdürün. Bunu dört defa yapın.
Ayni şeyi kağıdı sol tarafa yerleştirip yapın.
Bu egzersizi yapmaya 3 gün devam edin. Üç gün sonra bakma süresini iki dakikaya çıkarın. Üç gün sonra üç dakika yapın. Böylece her üç günün tamamında süreyi bir dakika artırın. Bunu 15 dakikaya ulaştığınıza kadar yapın.
Bu egzersiz son derece önemlidir, bunu istikrarlı şekilde yapıp 15 ulaştığınızda artık konuştuğunuz her kişiyi manyetik bakışınızla etkileye bileceksiniz. Sizin bakışlarınıza kimse karşı koyamayacaktır. Egzersiz size sıkıcı gele bilir, fakat onun ödülü de sizi memnun edecektir.
  1. Ayni egzersizi başka şekilde yapa bilirsiniz. Bir aynanın karşısında durup gözlerinize bakmanız gerekir. Burada zamanı aynen yukarıdaki egzersizdeki gibi her üç günde bir dakika uzatmanız lazım. Sizin bakışlarınız daha anlamlı ifade kazanacaktır ve karşı tarafın bakışlarına kolaylıkla karşı koyacaksınız. Bu egzersizi de sistematik şekilde yapmanız lazım.
  2. Duvarın karşısında 1,5 metre aralığında durun. Gözlerinizin hizasında yapıştırılmış kağıda, orada çizdiğiniz siyah noktaya bakın. Gözlerinizi siyah noktadan ayırmadan kafanızı çevirmeye başlayın. Bu egzersiz gözlerinizin ayni noktaya bakarak dönmesini sağladığından göz kaslarınızın ve sinirlerin gelişimine hizmet eder. Kafanızı her yöne çevirin, fakat egzersizi yavaş ve yorulmadan yapmaya dikkat edin.
  3. Karşınızdaki duvarın farklı noktalarına gözlerinizi çevirin:yukarı,aşağı,sola,sağa.Sonra dinlenmek için siyah noktada duraksayın. Bu egzersiz de kasları ve sinirleri geliştiriyor.
  4. Karizmatik bakış elde ettiğinizde kendinize güvenmeniz lazım. Bunun için bakışlarınızı arkadaşınızda deneyin. Arkadaşınız karşınızda sandalyeye otursun, ondan sizin bakışınıza yapa bildiği kadar cevap vermesini isteyin. Sonra onun gözlerine bakmaya başlayın. Az geçmeden arkadaşınız size “yeter” diye bilir ve bunu söylediğinde onun yarı hipnoz halinde olduğunu göreceksiniz.

Anlaşılır ki sakin dikkatli bakışlar asla haddini bilmez, yırtık bakış değildir. İlk başlarda yeni bakışlarınız insanlarda şaşırtıcı etki yaratacaktır, fakat daha sonra siz kimseyi rahatsız etmeden bakışlarınızı kullana bileceksiniz. Yaptığınız egzersizler ve çalışmalar hakkında ne kadar az konuşsanız ve paylaşsanız o kadar sizin için iyidir. Bu sizin sırrınız olsun, aksi taktirde siz kazandığınız gücü kullanmakta zorluk çekersiniz. Bunu dikkate alın ki, sonra pişman olmayasınız. Çalışmalarınızı yavaş ve temkinle sürdürün, acele etmeyin.

14 Mart 2014 Cuma

+ PSİKOLOJİK ETKİ

                                                                                  





                                                                                                   
                    Psikolojik etki


Başkalarına psikolojik etki yapma becerisine sanat diye biliriz ve bu sanata sahip olanlar genelde hayatta başarılı oluyorlar. Bizim başarımız bizim irademizin, hayal gücümüzün, yeteneklerimizin dışında insanlarla kurduğumuz ilişkilere bağlıdır. Çoğu zaman bir problemi çözmek için, bir adım atmak için karşımızdaki insanı ikna etmeliyiz. Sözleriyle, konuşma tarzıyla, bakışlarıyla güçlü etki yaratan kişilere hayatınızda muhtemelen rastlamışsınız. Bu kişiler direk psikolojik etki yapma yeteneğini benimsemişler, bilinçli ve ya bilinçsiz. Şimdi biz bunu bilinçli şekilde yapmaya çalışalım.
Biz birisiyle karşı karşıya geldiğimizde ona birçok yollardan etkiliyoruz, bütün bu yolları birleştiren üç yöntem vardır:
  1. Direk etkileşim: ses, görünüş, konuşma tarzı, göz ifadesi. Bunları bilerek ve ya bilinçsiz kullanırız.
  2.  Zihninizin gücüyle yönelttiğiniz düşünce dalgaları, frekansları.
  3. Düşüncenin çekim gücü. Bu güç düşünceye sürekli odaklandığınızda elde ediliyor ve bir kere oluştuktan sonra kendi bağımsız hareket ederek kişiye “çekicilik, karizma” kazandırıyor.
Biz hepimiz daima bir birimizi etkiliyoruz. Konuşma sırasında karşı koyduğumuz bir düşünce bile bilincimizde küçük tohum şeklinde yerleşe bilir, ve daha sonra biz içimizde bu düşünceyi kabul ede biliriz, evet deriz kendimize,  belki de böyledir, doğrudur- tohum filizlenir ve biz bu düşünceyi kabul etmiş oluruz.
Bilinçli şekilde psikolojik etkiyi kullanmamız için zihnin farklı fonksiyonlarını bilmemiz lazım. Burada bize gerekli olan zihnin aktif ve pasif görevlerini ele alacağız. Zihnin aktif yönü şuurlu ve iradeli düşüncede tezahür eder. Aktif, hareketli, ihtiyatlı bir iş adamı iş saatlerinde iradesini ortaya koyar ve aktif zihni kullanır. Pasif zihin ise otomatik, bilinçsiz, sezgisel düşüncede kendini belli eder. Zihnimizin pasif tarafı bize aslinde en büyük hizmeti veriyor, o tüm işlerin altyapısını hazırlıyor ve hiçbir zaman yorulmuyor. Aktif zihin tüm sinir sistemini harekete geçiriyor, organizmanın gücünü kullanıyor ve yoruluyor. Aktif zihin etkilenmeye yatkın değildir, pasif zihin hipnozda kullanılan zihindir. Her iki zihnin zayıf ve güçlü tarafları vardır.
İnsan kendi zaaflarından güçlü değildir ve bundan dolayı siz onun zayıf noktasını bulup onu kullana bilirsiniz. Siz zayıf noktaya atak yaptığınızda göreceksiniz ki, en önemlisi konuştuğunuz kişinin aktif zihnini kandırmaktır, onu atlata bilmektir. Burada çok yöntem vardır, mesele en iyisini bulmaktır.
Hiçbir zaman “hayır” sözünü cevap olarak kabul etmeyin! İşlerinizde bu kuralı uygulayın. Aşık olduğunuz kızın nasıl hayır cevabı sizi ikna etmiyorsa, işlerinizde de bu cevap sizi ikna etmesin.
Bu taktiği iş hayatınızda kullanarak başarıyı elde edersiniz. Telkin tekrarlanarak güç kazanıyor! Birisi sizin teklifinizi bir kere ret ede bilir, fakat onu tekrar ve tekrar dinlediğinde ikna ola bilir. Siz kendiniz tekrarlanan sözlerle ikna olmuşsunuz, neden o olmasın? Belki de hemen size hayır cevabı verirler, fakat sizin düşünceleriniz onun bilincinde tohum ekmiş, bir daha geri döndüğünüzde o sizin düşünceyi kabul eder.
Karşınızdaki insanla ilişki kurduğunuzda telkin gücünü kullanmaya çalışın, siz karşı tarafın aktif zihnini şaşırtmaya bakın. Burada sizin iki güçlü ortağınız vardır: düşüncenizin yaydığı dalgalar ve düşüncenizin çekim gücü. Bu iki gücü de iyi kullanmanız için pratik yapmanız lazım.
Bu güçler aslinde herkes sahiptir, fakat bunun farkında olanlar onu kullanıyorlar. Bazıları bu güçleri bilinçsiz de kullanır. Bu bir çocuğun yüzme öğrenmesine benzer. Yüzme becerisi insanda doğuştan vardır. Fakat çocuk bundan emin değil, emin olduğunda yüzecektir.

Bir konuşmada en önemli etken sizin bakışlarınızdır. Konuşma sırasında muhatabınızın gözünün içine bakmaya çalışın. Her fırsatta, ona bir şey gösterdiğinizde, ona bir şey sorduğunuzda, bir şeyi tastık ettiğinizde iradeli sert bakışlarla onun gözlerine bakın- böylece ona daha çok etki göstermiş olursunuz. Karşınızdaki gözlerini kaçırsa bile her fırsatta onu yakalayın ve gözlerinin içine bakın. Siz bakışlarınızla da kendi isteğinizi belirtmeye çalışın, onu kararlı bakışınızla etkileyin. Siz konuşmada dinleyici rolünde olduğunuzda, sizden bir şeyler beklendiğinde tam tersini yapın- konuşmacının gözlerine bakmayın ve ya göz göze geldiğiniz anda karar vermekten kaçının. Başınızı çevirip düşünür gibi yapın ve onun bakışlarının etkisinin geçmesini bekleyin. Konuşmada dinleyen her zaman daha pasif durumdadır ve onu etkilemek daha kolaydır. Pasif dinleyici halinde telkine açık olduğunuzu bilin ve karar vermekte acele etmeyin, başkasının etkisinde olmadan karar verdiğinizden her zaman emin olmanız gerekir.

12 Mart 2014 Çarşamba

+ GÜNLÜK HAYATINIZDA FENG SHUİ

                                                                                  



   

    GÜNLÜK HAYATINIZDA FENG SHUİ

                                                                                        


 Feng Shui üstadı Yan Çen Hay diyor ki, milyarder olmak için sizin yattığınız yer, giriş kapınız ve mutfak ocağınız Şen Chi istikametinde olmalıdır. Eğer siz her işte ve her alanda kendi Şen Chi yönünüze bakmaya alışkanlık etseniz maddi durumunuz iyileşir. Bu durumda sizin Chi enerjinizi Dünya akımlarıyla uyum içinde olur.
Kendi Gua rakamanızı çıkarıp iyi istikametlerinizi öğrendiğinizden sonra kaliteli pusula satın alıp işe konula bilirsiniz. Feng Shui’nin derinliklerine, tekniklerine girmek istemeseniz bile, istikametlerinizi bilmenizde sizin için fayda vardır. Her zaman Şen Chi istikametinize yönelmeye dikkat edin. Eğer sizin iş yerinizde ve ya evinizde çalışma masanız sizin için kötü olan istikamete bakıyor ise sizin başarılı olmanız mümkün değildir. Feng Shui çalışır, bundan hiç kuşkunuz olmasın.
Yatağınızın iyi yönünüzde olması, uyurken Chi istikametine yönlenmeniz çok önemlidir. Yemek yediğinizde de masada kendi iyimser yönlerinizden birisini seçip oturun. Aile fertlerinin Gua rakamını çıkarıp onlar için de masada uygun yerler seçin.
Sizin dört şanslı istikametleriniz vardır (önceki makalemde onları konuşmuştuk), her fırsatta onları kullanmayı unutmayın.
Feng Shuide en önemli şey giriş kapısıdır, yatak odasının kapısı ve yatağınızın başucu.
Evinizin sektörlerini analiz ettiğinizde kötü sektörlerin banyoda ve mutfakta yerleşmesine dikkat edin. Bu bölümlerde negatif enerji suyun beraberinde akıp gittiğine inanılır.
Ani değişimi beklemeyin, mesela mobilyanın yerini değiştirdiğinizde ertesi gün her şeyin değişeceğini düşünmek saçmalık olur. Feng Shui uygulamaları yaptığınızdan sonra bir süre yaptığınızı unutun, hayatınıza devam edin, o zaman değişiklikler daha hızla harekete geçer.
Yaratıcılığınızı kullanın, bilin ki evinizin bir bölümünü canlandırdığınızda siz hayatınızdaki enerjileri harekete geçiriyorsunuz.
Fakat her sektörde değişiklik yapmaya acele etmeyin. Her şeyi ayni anda harekete geçirmek sakıncalıdır ve hatta tehlikelidir. Önce düşünün, hayatınızın hangi bölümünde tamire ihtiyaç vardır? Tamire ihtiyacı olmayan şeyi tamir etmek gerekmez. Bazıları zaten iyi gittiği şeyleri daha iyi hale getirmek niyetiyle hareket ederler, o zaman oradaki uyumu bozmuş olurlar ve ters tepki ala bilirler.
Mesela kariyerinizde başarılıysanız, sadece evinizin o sektörünü fazlalıklardan ve eskilerden arındırın, hafifletin, ama başka şeyler yapmayın. Bununla siz enerji potansiyelini açığa çıkarırsınız fakat değişim yapmazsınız.
Feng Shui her zaman iyi niyetle ve hoşgörüyle. Asla kötü amaçla kullanmayın!
 Evinizin bir sektörünü arındırıp onu sembollerle harekete geçirdiğinizde olumlamalar da kullanmanız iyi olur. O zaman Evren ne istediğinizin mesajını alır ve siparişinizi kabul eder.
Olumlamaları kendi yaratıcılığınızı kullanarak kendiniz yarata bilirsiniz.

Pratik çalışmalar  gösteriyor ki, Feng Shui sembollerini güçlü niyetinizle birleştirdiğinizde mucizelere yarata bilirsiniz.